<%@LANGUAGE="JAVASCRIPT" CODEPAGE="1254"%> Mavi Kelebek Anaokulu

Bize Ulayyn | Ana Sayfa |E-mail

Vatan Caddesi No: 24
Ataşehir - İstanbul
www.mavikelebek.net
bilgi@mavikelebek.net

 

Yeni İlköğretim Programı Öğrencilere Ne Kazandıracak

 

Yrd. Doç. Dr. Oktay Aydın
Marmara Üniversitesi
Atatürk Eğitim Fakültesi


Yeni öğrenim dönemi başlarken, ilköğretimde tüm yönetici, öğretmen, veli ve öğrenciler, geçmiş yıllara göre oldukça önemli bir farklılıkla karşı karşıya kalacak görünmektedir. Eğitim sistemi, programı ve uygulamalarında bugüne kadar pek çok değişiklik yaşanmış olmakla birlikte, 2005-2006 öğrenim yılından itibaren oldukça büyük bir dönüşüm yaşanacağı söylenebilir.
Bilişselci ve davranışçı yaklaşıma dayalı olarak oluşturulmuş olan eski program yerine, artık yapılandırmacı/oluşturmacı (constructivizm) ve çoklu zeka yaklaşımlarına dayalı program uygulaması yapılacaktır. Yeni ilköğretim programının düşünsel ve uygulama ilkeleri şunlardır:
- Bilgi, insandan bağımsız nesnel bir varlık değil, insana bağlı öznel bir yapıdır.
- Öğrenci, bilginin pasif alıcısı ve depolayıcısı değil, aktif yapılandırıcısı, kullanıcısı ve üreticisidir.
- Program, öğretme ve öğretmen merkezli değil, öğrenme ve öğrenci merkezli olup, kişiler arası etkileşime dayalıdır.
- Öğretmen bilgi veren ve öğreten değil, gerçek anlamda rehberdir.
- Değerlendirmeler kantitatif yöntemlere dayalı ve ürüne yönelik değil, kalitatif yöntemlere dayalı, çok boyutlu ve sürece yöneliktir.
Öğrenci, yeni programın tam merkezindedir. Bu programla, “öğrenci merkezlilik” artık kuru bir söz olmaktan öteye geçecek ve öğrenci, tüm programın öznesini oluşturacaktır. Öğrenci merkezlilik kavramı, önceki programlarda, öğretmen tarafından belirlenen çerçeve içinde kalmakta ve uygulamalar sırasında öğrencinin aktif kılınması olarak algılanmaktaydı. Ancak yeni programda, -kavramın da özüne uygun olarak- yapılacak çalışmalarda amaçların belirlenmesinden değerlendirme aşamasına kadar her aşamada öğrencinin sorumluluk üstlenmesine dayalı olacaktır.
Yapılandırmacılık yaklaşımına dayalı olarak uygulanacak ilköğretim programı, öğrencinin tüm gizil güçlerini en üst düzeyde geliştirmesinde önemli katkılar sağlayacaktır. Yeni programda öğrencinin, öncelikle ve özellikle kazanması beklenen çeşitli beceri ve özellikler vardır. “Ortak temel beceriler” olarak isimlendirilen bu becerilerin, sadece belirli derslerde değil, tüm program çerçevesinde kazandırılması amaçlanmaktadır. Öğrenciye kazandırılması beklenen ortak temel beceriler şunlardır:
- Eleştirel Düşünme Becerisi: Bilimsel düşünmenin temeli olan eleştirel düşünme, sorgulama, sebep-sonuç ilişkileri kurma, analitik düşünme, benzerlik ve farklılıkları saptama, bilginin geçerliliğini saptama, çeşitli kriterlere göre değerlendirme yapma gibi becerileri içerir.
- Yaratıcı Düşünme Becerisi:: Bu beceri, olaylara farklı açılardan bakarak yeni ilişkiler, düşünceler ve ürünler ortaya koyma, sorunlara alışıldıkların dışında ve kendine özgü çözüm getirebilme, düşünceleri zenginleştirme gibi becerileri kapsar.
- İletişim Becerisi: Sözlü ve sözsüz, yazılı-yazısız tüm iletişim dillerini etkili bir şekilde kullanma, etkili okuma-yazma, yerine ve ortamına uygun bir üslup kullanma, karşısındakini dinleme ve anlama, kendini yeterince etkili ve doğru şekilde ifade etme gibi becerileri kapsar.
- Araştırma ve Sorgulama Becerisi: Bir sorunu fark etme, çözmek amacıyla planlama yapma, hipotezler kurma, veri toplama, gözlem yapma, hipotezlerin veriye dayalı doğruluğunu sınama, ölçme yapma, elde edilen sonuçları sunma, raporlama gibi becerileri kapsar.
- Problem Çözme Becerisi: Gerçek yaşamda karşılaşılacak problemleri çözebilme ile ilgilidir. Temel problemi ve alt problemleri belirleme, problemi çözebilmek için seçenekler üretme, çözüm stratejileri oluşturma, çözüm ile ilgili bilgi ve verileri değerlendirme, uygulanan çözümün geçerliliğini değerlendirme gibi becerileri kapsar.
- Teknoloji Kullanma Becerisi: Bu beceri, bilgiyi elde etme, işleme, analiz etme, değerlendirme ve sunma süreçlerinde teknolojiden yararlanabilmeyi içerir. Bilgiyi üretme ve değerlendirme süreçlerinde hangi teknolojiden nasıl yararlanabileceğine karar verebilme ve etkin kullanabilme de bu beceri kapsamındadır.
- Girişimcilik Becerisi: Hayatın her alanında (iş dünyası, sosyal hayat vb.), kişisel etkinliğini ortaya koyarak bir ürün veya hizmet üretmek ve pazarlamak bu beceri ile ilgilidir. Girişimcilik becerisi, etkili iletişim kurabilmek, gerektiğinde risk alabilmek, sezgilerine güvenmek gibi becerileri kapsar.
- Türkçe’yi Kullanma Becerisi: Türkçe’yi okurken, dinlerken ve yazarken etkili bir şekilde kullanma, duygu ve düşüncelerini etkili bir şekilde ifade edebilme, zengin bir sözcük dağarcığına sahip olma, dilbilgisi kurallarına uyma gibi becerileri içerir.
Yeni program, bu becerileri kazandırmakla birlikte, yüksek iç motivasyona sahip, içten denetimli ve takım çalışması yapabilen, oldukça donanımlı bireyler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Programın etkili bir şekilde uygulanması halinde, tek tek öğrencilerin hayata karşı olan mücadelelerinde yetkin hale gelmesi sağlanacağı gibi, orta ve uzun vadede, toplumsal ve kültürel dönüşüme de büyük katkılar sağlanmış olacaktır.
Yeni programın başarıya ulaşmasında birincil sorumluluk her zaman olduğu gibi yine öğretmenlere düşmektedir. Geleneksel eğitim anlayışının yerleşmiş alışkanlıklarından kurtulabilen öğretmenler, programın başarısında büyük pay sahibi olacaktır. Geleneksel alışkanlıkları sürdüren öğretmenler ise, bir yandan mesleklerini yaparken oldukça büyük sorunlar yaşayacak; diğer yandan da programın başarıya ulaşması önünde en büyük engeli oluşturacaklardır.
Öğretmenler, yeni programda merkezi konumlarını kaybedecek gibi görünmekle beraber, öğrencinin dünyasında çok daha gerçekçi ve kritik bir rolü üstleneceklerdir. Bu temel rol de, onların hayatla olan mücadelelerinde yol arkadaşlığı ve rehberlik yapmaktır. Unutulmaması gereken konu şudur ki, asıl sorun, öğrenci ya da daha doğru bir ifadeyle “birey”in, hayatla hesaplaşması ve kucaklaşması sorunudur. Okulun temel misyonu da çocuğun gerçek hayata hazırlanmasını sağlamaktır. Oysa öğretmen, birey ile hayat arasındaki bu hesaplaşmanın arasına girdiğinde, gerçek sorun yerini sahte soruna, yani öğrenci ile öğretmen arasındaki hesaplaşmaya bırakmaktadır.
Öğrencilerin, hayatla ilgili, tanıma, anlamlandırma ve mücadele etme süreçlerinde, öğretmenlerinin desteğine çok ihtiyacı olacaktır. Yanında, kendisini gözlemleyen, dinleyen, anlayan, destekleyen, motive eden, özgür kılan, düşündüren bir öğretmen bulursa, varoluşunun coşkusunu yaşaması kaçınılmaz olacaktır. Öğrencinin bu başarısı, programın başarısının, programın başarısı da öğretmenin başarısının ispatı olacaktır.
Programa yönelik pek çok eleştirinin yapılması kaçınılmaz ve doğaldır. Sonuçta tüm değerlendirmeler bir hipotez olarak elbette ki değerlidir. Ancak, sağlıklı olan tavır, yönetici, öğretmen ve ailelerin programın başarısı konusunda samimi bir çaba harcamalarıdır. Süreç içerisindeki gözlem, değerlendirme ve eleştiriler, başarısızlığa programlanmış önyargıların değil, artı değer yaratıp sorun çözmenin peşinde olmalıdır. Nihayetinde başarı da başarısızlık da hepimizin olacaktır. Bundan etkilenen ise hiç şüphesiz ki çocuklar olacaktır.

 

Mavi Kelebek Anaokulu - Vatan Caddesi No:24, Ataşehir İstanbul
Tel: 0216 456 49 59 e-mail: bilgi@mavikelebek.net